Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:
“Allah muhabbetimizi danışmamızı ve dayanışmamızı sınana sınana bugünlere gelen yol arkadaşlığımızı daim eylesin. Rabbim son nefesimize kadar bizleri millete ümmete ve insanlığa hizmet yolundan ayırmasın. Aziz milletim, çok kıymetli milletvekillerimiz, bugün tarihimizin iftihar vesilelerinden biri olan Kutül Amare zaferimizin 110. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu destansı zaferin 110. seneyi devriyesinde Selmanı Pak ve Kut çarpışmaları başta olmak üzere Birinci Cihan Harbi'nin tüm cephelerinde kahramanca mücadele eden askerlerimizi rahmetle iade ediyorum. Aynı şekilde tarih boyunca ilahi kelimetullah uğrunda fedai can eyleyen aziz şehitlerimizi tazimle anıyor. Rabbim cümlesinin ruhunu şahit mekanını inşallah cennet eylesin diyorum.
Kutül Amare zaferi Çanakkale zaferimizle birlikte milletimizin mücadele azminin yanı sıra ordumuzun kurmay zekasını ortaya koyan muhteşem bir askeri başarı hikayesi olarak ortaya çıkmıştır. Kut zaferiyle Bağdat'ın işgali bir sene daha engellenmiş ve Birinci Dünya Savaşı'nın bitirilmesi 2 sene uzatılmıştır. Bu zaferde başta General Townsend olmak üzere 5 general ve 476 subayla birlikte toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6. Ordu komutanı Halil Kut Paşa bakınız askerlerini nasıl tebrik etmişti. Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında şühedamızın ruhları Şadoğan'dan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise Muzaffer askerlerini kutlarken onlara aynı zamanda şunları emrediyordu: 18. Kolordunun aslan yürekli erleri Cenab-ı Hakk'a secdeye kapanalım Bu akşam şehitlerimize Fatihalar Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın. Birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut'ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum.
Kut'ül Amare zaferi işte böyle karşılanmış tarihimize şanla şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak milli hafızamızda yerini almıştır. Şuraya da özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Kut zaferinin bir başka yönü belli kesimler tarafından şimdilerde tekrar köpürtülen Birinci Dünya Savaşı'nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biri olmasıdır.
Kut halkı Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek kuşatmaya destek olmuş hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Arapların yanı sıra Kürdi, Berzenciye Seyitleri, Niayin Seyitleri, Talebani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Yine tarihçilerimize göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü bizim sık sık altını çizdiğimiz Türk, Kürt, Arap ittifakının ne kadar stratejik önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kutül Amare'de değil aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale'de de şahit oluyoruz. Saraybosta'dan Üsküp'ten, Bakü'den, Kudüs'ten, Bağdat'tan, Şam'dan, Halep'ten nice kardeşimiz Çanakkale'de ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış şehit düşmüş kara toprağı alkanlarıyla birlikte sulamışlardır. Aynı hakikat Kutul Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş toplu vuran yürekleri hiçbir müstevliği gücün sindiremeyeceği çok net görülmüştür.
Değerli dostlarım sevgili gençler burada önemli belirtmek isterim ki bugün de kardeşi kardeşe kırdırmak suretiyle coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattımız bir duvarın tuğlaları misali birbirimize kenetlenmemizdir. Köklenlerimiz farklı olabilir. mezheplerimiz, meşreplerimiz farklı olabilir, hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Bunların hepsi bizleri bölen, ayrıştıran, kutuplaştıran değil, beşeri ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir. Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz.
Sadece kendi içimizde değil sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin özellikle diliyle konuşmak barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz. Türkiye'nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşması ortak tarih ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışması tenkit edilecek değil aksine takdir edilecek desteklenecek övülecek bir politikadır.
Mazimiz gibi istikbalimiz de müşterektir. Dolayısıyla bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Artık şunu herkes bilsin ve anlasın. Nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez. Bizi kimse ayıramaz. Barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale'de, Kutül Amare'de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak bunu isteyenlere eyvallah demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat, biz zafer marşlarımızı kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz.
Bu vesileyle Başta Halil Kut Paşa olmak üzere 110 sene önce kazanılan şanlı zaferde emeği bulunan subaylarımız ile şehitlerimizi de gazilerimizi de bir kez daha rahmetle iade ediyorum. Kutül Amare zaferimizin 110. seneyi devriyesi kutlu olsun diyorum. Aziz yol ve dava arkadaşlarım partimizin kuruluşunun 25. yıl dönümüne adım adım yaklaşırken ilk günkü aşkla ilk günkü heyecanla milletimize hizmet ediyoruz. Hani Yunus Emre diyor ya bir gönül yaptın ise, er eteği tuttun ise, bir kez hayır ettin ise, binde bir ise az değil. İşte biz de gönüller yapmak, gönüller kazanmak, eser ve hizmet siyasetiyle vatandaşlarımızın gönlüne girmek için canla başla çalışıyoruz.
Gerek şahsım gerek kabine üyelerimiz gereksiz değerli milletvekillerimiz elbette belediye başkanlarımız bir tek saniyemizi dahi boşa harcamamak adına yoğun bir mücadelenin içindeyiz. Geçen hafta cumartesi günü bu minvalde çok önemli bir adım dağıttık. Biliyorsunuz 24 Ekim'de seksen bir ilimizde beş yüz bin sosyal konut kazandıracak yüzyılın konut projesini kamuoyumuzla paylaşmıştık. Halkımız projemize gerçekten yoğun bir ilgi gösterdi. Öyle ki beş yüz bin konut için yaklaşık sekiz milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Vatandaşlarımızın bu itimadına layık olabilmek için hemen kolları sıvadık. 29 Aralık itibariyle kura süreçlerimizi başlattık. 4 ay gibi rekor bir sürede seksen bir ilimizde noter huzurunda tamamen şeffaf bir şekilde 500 bin hak sahibimizi belirledik. Ankara'dan İzmir'e Gaziantep'ten Trabzon'a Çorum'dan Hatay'a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması tamamlandı. Şimdi hedefimiz evlerimizi hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek. sahada çok hızlı bir şekilde inşaat sürecine başlayacağız. Inşallah 2027 Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz.
Yedi bin üç yüz lirayla on bir bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız. Projeyle ayrıca ilk kez İstanbul'da kiralık konut uygulamasını da hayata geçiriyoruz. İstanbul'umuza yüz bin sosyal konutun yanı sıra on beş bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ’den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutlarında anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Kura'da ismi çıkan vatandaşlarımızın gözleri aydın olsun diyorum yeni yuvalarında inşallah güle güle otursunlar. Kura'da ismi çıkmayan vatandaşlarımız da üzülmesinler. Biz sadece TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 760 bin konut üretmiş bir iktidarız. Biz 455 bin konut ve iş yeri yaparak 6 Şubat asrın felaketinin izlerini 3 yıl gibi kısa sürede büyük oranda silmiş bir kadroyuz. Biz İstanbul'da 980 bin ülke genelinde 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başarmış bir hükümetiz. Bunları nasıl yaptıysak Önce 500 bin konutu yapacağız. Ardından da eserlerimize yenilerini ekleyeceğiz. Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini isterim. Biz bu ülkeye bu millete sevdalıyız.
Unutmayın hizmet eden izzet bulur prensibi bizim siyasetteki pusulamızdır. Bizim gerilim siyasetiyle işimiz olmaz. Bizim ülkeyi kutuplaştıran polemiklerle işimiz olmaz. Bizim millete faydası olmayan sahte ve sanal tartışmalarla işimiz olmaz. Biz bunların hiçbirinde yokuz. Olmadık ve olmayacağız. Bizi arayan açılışta bulur. Şantiyede bulur. devasa yatırımların temelini atarken, bitmiş eserleri hizmete açarken, buralarda bulur, iş ve icraat üretirken bulur. Bizi arayan milletimizin gönül sarayının baş köşesinde bulur. Bizi arayan bu milletin derdiyle dertlenirken, sevincine ortak olurken bulur.
Rabbim ömür verdikçe milletimizin hayalleri gerçeklere dönüştürmeyi devam edecek, İnşallah daha nice yıllar ülkemize hizmet bahtiyarlığına nail olacağız. Değerli milletvekillerimiz, kıymetli misafirler Bizim siyasetimizde şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer kulvarlarında da çözümsüzlük çözümdür anlayışına yer yoktur.
23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik. Her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarsik yapılarla mücadeleye siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık.
Birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını faş ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik. Yapıcı önerilere kulak verdik. hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. Onu kapatacağız. Şunun kapısına kilit vuracağız. Hepinizden hesap soracağız gibi anti demokratik yollara asla tevessül etmedik.
Bakınız burada yıllardır bizi basın özgürlüğü konusunda topa tutanların iki yüzlü tavrına kısa bir parantez açmak istiyorum. Şimdi değerli kardeşlerim biz hafta sonu İstanbul'da 100 bin konutun Kura çekim törenini yaparken Aynı saatlerde CHP Genel Başkanı Belediye başkanlarıyla toplantıdaydı. Toplantı sonrasında çıktı yine ipe sapa gelmez bir sürü ithamda bulundu son derece seviyesiz ifadelerle şahsımızı ve partimizi hedef aldı. İçinde zerre kadar vizyonun projenin nezaketin olmadığı Türkiye'nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Bir defa şu derin çelişkiyi herkes görüyor. Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler bakıyorsunuz basın mensuplarına karşı aslan postuna bürünüyor, rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor.
Yıllarca basın özgürlüğünden farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan eleştirilere kulak vermekten bahsettiler. Ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız? Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim. Beyler, cilminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfanileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz.
Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok. Gazetelerin CHP'nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız.
Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. İnsan bir öz eleştiri yapar. Başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın, bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim? Cenab-ı Allah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin.
Aziz milletim, çok değerli yol arkadaşlarım, Biz yoğun mesaimiz arasında esasen bunlara nefes ve vakit harcamayı tamamen israf olarak görüyoruz. Bizim CHP'deki Bizans oyunlarıyla uğraşacak ne vaktimiz ne niyetimiz doğrusunu söylemek gerekirse ne de bunlara ayıracak vaktimiz var, midemiz var.”
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 hayrabolugundem.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.