Erdoğan'ın konuşmasında satırbaşları şu şekilde:
''Kurumlar ve kurallar, zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa bu, yapısal bir çürüme; ontolojik bir tevessüh değil midir? Bu tablo, ahlak ve meşruiyet krizinin en bariz hâli değil midir, sorarım.
Dün Suriye ve Gazze’de, bugün Batı Şeria ve Lübnan’da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmememiz bizden nasıl beklenir? Dahası; kardeşlerimizin, dostlarımızın ve evlatlarımızın geleceğini etkileyen bu sistem karşısında, özellikle kriz anlarında eli kolu bağlı kalmamız nasıl açıklanabilir?
Kıymetli dostlar, “Dünya beşten büyüktür” şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdığımız temsil açığı kapatılmadan, çok net söylüyorum; ne sistem krizi çözülebilir ne de daha adil bir dünyanın inşası mümkün olur. Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği yer; çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler ve çıkmazlardır.
Kırk gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş bunun en son örneği olmuştur. İsrail hükümetinin tercihleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta, Pakistan Başbakanı değerli kardeşim Şerif’in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin, kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Ne kadar derin olursa olsun, anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelelerin almasına izin verilmemelidir. Diplomasi ve barış, Cumhur İttifakı ortağımız Sayın Devlet Bahçeli’nin veciz ifadesiyle, tek kanatlı bir kuş değildir. Tarafların uzlaşmacı, sabırlı ve sağduyulu bir anlayışla hareket etmeleri büyük önem arz etmektedir.
Bu kritik aşamada, İsrail’in müzakere sürecine zarar verecek adımlardan uzak durması hayati önemdedir. Tansiyonun tırmandığı Hürmüz Geçişi ile ilgili tavrımız nettir: Hürmüz’ün bir yakası İran, diğer yakası Umman’dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan; yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz’ün ticari gemilere açık tutulmasıdır.
Savaşın, komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında, Kalkınma Yolu gibi vizyon projelerle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzu ifade etmek isterim.
Yakın çevremizdeki bir diğer çatışma alanı olan Ukrayna’daki savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyuyoruz. Tarafların acil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine olan inancımızı koruyoruz. Türkiye, tarafların istemesi hâlinde liderler düzeyi de dâhil olmak üzere doğrudan müzakerelere her türlü kolaylaştırıcı desteği vermeye hazırdır.
Komşumuz Suriye’de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesi bölgemizin geleceği için hayati önemdedir. Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz.
Hayata geçirdiğimiz Balkan Barış Platformu’ndan umutluyuz. Avrasya’da barışın ve huzurun teminatı olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı’nı her geçen gün güçlendiriyoruz. Bu yılın son çeyreğinde ülkemizde düzenlenecek Türk Dünyası Zirvesi’nde dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devralacağız.
Azerbaycan ile eşgüdüm içinde, komşumuz Ermenistan’la normalleşme sürecimizi adım adım ilerletiyoruz. Asya ile Avrupa arasındaki ticarette en güvenilir güzergâhlardan biri olan Hazar geçişli Orta Koridor girişimine desteğimiz sürmektedir.
Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istiyoruz. Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlayan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddediyoruz.
Komşumuz Yunanistan’la tesis ettiğimiz olumlu atmosferin, Batı Trakya Türk azınlığının haklarının korunmasına da katkı sağlamasını temenni ediyoruz.
Afrika’da da barış ve istikrar için çabalarımız sürmektedir. Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi için diplomatik girişimlere destek veriyoruz. Somali’nin toprak bütünlüğü ve ekonomik kalkınmasına olan desteğimiz de devam etmektedir.
Türkiye olarak, farklı bölgelerde barış diplomasisini yürütürken mevcut ittifak bağlarımızı da güçlendiriyoruz. NATO’nun önde gelen üyelerinden biri olarak, liderler zirvesine ev sahipliği yapacağız.
Türkiye, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefimizi koruyoruz ve birlikten stratejik bir vizyon bekliyoruz.
Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na ev sahipliği yapacağız. Sıfır atık hareketi gibi çevre politikalarını ön plana çıkaracağız.
Değerli dostlar, sizlere veda etmeden önce şunu ifade etmek isterim: Tarih boyunca barış, istikrar ve adalet yalnızca güçle değil; dayanışmayla sağlanmıştır. Büyük mütefekkir İbn Haldun’un ifade ettiği gibi, bir toplumu ayakta tutan şey; sahip olduğu güçten önce, o gücü anlamlı kılan asabiyet, yani birlik duygusu ve dayanışmadır.
Bugün mesele sadece yeni kurumlar inşa etmek değil; aynı zamanda yeni bir dayanışma zemini kurmaktır. Antalya Diplomasi Forumu’na katılımınız için teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.''
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 hayrabolugundem.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.